Kolejliler Dergisi
Sayı 87 - 2007

Bizim Dünyamız
Japonya'da İki Kolejli
Mezunlar Derneği üyelerimizden Bora Açıkalın '77 ve Emre Yetgin '04,
Eylül 2006'da hem kültürel, hem de sportif amaçlarla Japonyadaydılar.
Ankara'da bir süredir birlikte çalıştıkları Japon aikido hocası Yasuhiro
Tashiro'nun davetlisi olarak Japonya'ya gittiler. Sekiz günlük
ziyaretleri sırasında Kolej mezunu Tokyo Büyükelçimiz Sn. Solmaz
Ünaydın'ı da ziyaret eden arkadaşlarımızın hatıralarını, kendi
anlatımlarıyla sizlere sunuyoruz.
Kasım 2005'te Federasyon'un davetlisi olarak Türkiye'ye gelen Tashiro
Hoca, o tarihten itibaren bizimle çalışmakta ve deneyimlerini
paylaşmaktadır. Gelişen güzel ilişkiler çerçevesinde bizleri Japonya'ya
davet etti ve geçtiğimiz eylül ayında Emre ile beraber Tokyo'ya uçtuk.
Sekiz günümüzün beşi Tokyo'da, üçü Yokohoma'da geçti. Bu süre içerisinde
Sayın Büyükelçimiz haricinde hiçbir Türk'le görüşmedik ve Emre'nin
Japoncasından güç alarak kendimizi o kültürün kollarına bıraktık. Bir
kez şarap ve kırmızı et, bir kez de Mc Donalds menüsü yemenin dışında
tüm öğünlerimiz tipik Japon yemekleri idi. Genellikle çiğ balık yiyorduk
ama sushi değil gerçek çiğ balık.
Orada da sushi özel ve pahalı bir yemek. Sushi lokantalarına ya
rezervasyonla gidiyorsunuz ya da kapıda kuyrukda bekliyorsunuz. İçerde
sushiyi sizin gözünüzün önünde akvaryumdan aldıkları taze balıkla
hazırlıyorlar. Ama itiraf etmeliyim ki yediğimiz en iyi sushiydi.
Genelde çiğ balık yiyorlar, gerçek çiğ yani. Kesiyorlar, temizliyorlar,
hiçbir işleme tabi tutmadan küçük biftek parçaları şeklinde ikram
ediyorlar. Kahvaltılarında mutlaka yumurta ya da yumurtalı bir bulamaç
var. Peynir ve zeytinle karşılaşmadık. Spagettiyi seviyorlar ama
makarnayı buğday unundan değil, soya unundan yapıyorlar, lezzeti güzel.
Bir gün yengeç lokantasına gittik, yengecin her yerini yedirdiler bize,
çok güzeldi. Çıkarken yediğimiz yengeçlerle tanıştık, ciddi boyutlarda,
hani şu insan yiyenlerden... Bir kez de Çin mahallesine gittik ama orada
yediklerimizi sizlerin sağlığı açısından, saymasam daha iyi.
Japonlar genelde çok sakin ve nazik insanlar. Herkes birbirine karşı
çok saygılı. Her gün farklı bir dojo'da antrenman yaptık ama hiç birinde
teşekkür edemedik, çünkü her seferinde onlar bizden hızlı davranıp
onlarla çalıştığımız için bize teşekkür ettiler. Belediye otobüslerinde,
inen her yolcuya otobüse bindiği için şoför teşekkür ediyor, yani adamın
günü otobüsü kullanmak ve teşekkür etmekle geçiyor. Metro giriş
çıkışları iki yönlü akan bir insan seline benziyor. Neredeyse
İstanbul'un iki katı insan Tokyo'nun her yerine metroyla ulaşıyor,
sokaklarda araba çok az. Ama önemli olan şu ki, o curcunada kimse
kimseye çarpmıyor, hatta yürürken aniden dursanız bile kalabalık yarılıp
size çarpmadan yoluna devam ediyor. Bunu denedik mi, evet denedik. Biz
de her yere metro ile gittik. Orada kaldığımız sürenin üç gününde
Tashiro Sensei'nin evinde kaldık.

Gördüğümüz her iki şehirde de gökdelenler çok, dikine yerleşimle
yeterli yeşil alanlar sağlamışlar. Gerçekten çok yeşil bir ülke.
Tarihlerini koruyorlar ve seviyorlar. Shogun'un yaşadığı özel alanı,
çeşitli Budist ve Şintoist tapınakları gezdik. Şinto tapınakları çok
sade, Budist tapınaklar daha gösterişli. Halk genelde gösterişe düşkün
değil. Rahat ve mutlular. Gençlerde bir miktar batı özentiliği var.
Saçlarını renkli boyayıp, çılgın müzikler dinlemeyi, motosiklete binmeyi
seviyorlar. Geceleri sokaklarda canlı müzik yapan rock gruplarına
rastlıyorsunuz. Orada da üniversiteye girmek ciddi bir sorun.
Tapınaklardaki dilek duvarlarından çıkan sonuçlara göre, gençliğin
birinci sıradaki dilekleri ağırlıklı olarak üniversiteye girebilmekmiş.
Bütün bu gezip tozmamızın yanı sıra, her gün farklı bir dojo'ya gidip
aikido çalışmayı ihmal etmedik. Çalıştığımız yerlerde her yaşta insanla
karşılaştık. Bu, aikidonun hem ruh hem de beden sağlığı bakımından ne
denli yararlı olduğunu bize bir kez daha kanıtladı.
Asıl amacımız aikido olduğu için Budokan adı verilen "savaş sanatları
merkezi"ne gittik.
Son günümüzde, okulumuz mezunlarından ve istisna bayan
büyükelçilerimizden Sayın Solmaz Ünaydın'ı ziyaret ettik. Kendisi bize
gerçekten çok yakın davrandı ve ayrılırken hepinize selamlarını iletti.
Artık birer yaşam savaşçısı ve sevgi yolu misyoneri olarak, yani
modern birer samurai olarak geri dönüş yolculuğumuz başlamıştı.
Emre Yetkin ve ben Bora Açıkalın, tüm camiamıza sevgi ve
saygılarımızı iletiyoruz. Umarız ilerde KolejİN'de birçok popüler sporun
yanı sıra, aikido faaliyetlerimiz de olur.
İlgilenen ya da merak edenler, web sitemizden (www.arashiaikido.com)
aikido hakkında bilgi edinebilirler.
Bora Açıkalın '77
Emre Yetgin '04
|